Albert Einstein: Bilimin Ötesinde Bir Zihin

Düşünceyi Deneyle, Aklı Merakla Besleyen Bir İnsan Albert Einstein denildiğinde çoğu insanın aklına denklemler, görelilik teorisi ve karmaşık fizik kavramları gelir. Oysa Einstein’ı gerçekten benzersiz kılan şey, yalnızca bilimsel keşifleri değil; bilime yaklaşma biçimi, merakı ve insanlığa dair derin düşünceleridir. Einstein için bilim, soğuk ve mekanik bir bilgi alanı değil; insan aklının evrenle kurduğu yaratıcı … Devamını oku

Milan Kundera: Unutmanın, Hafızanın ve Varoluşun Yazarı

Hafıza ile Unutma Arasında Sıkışmış Bir İnsanlık Hikâyesi Milan Kundera, modern edebiyatın en zor sınıflandırılan yazarlarından biridir. Onu yalnızca bir romancı, yalnızca bir denemeci ya da yalnızca bir düşünür olarak tanımlamak eksik kalır. Kundera’nın metinleri, edebiyat ile felsefenin, bireysel deneyim ile tarihsel travmanın iç içe geçtiği bir düşünce alanı yaratır. Onun dünyasında roman, yalnızca bir … Devamını oku

Modern İnsan Neden Sürekli Yorgun?

Görünmeyen Bir Tükenmişlik Hâli Modern insanın en yaygın cümlelerinden biri şudur: “Aslında hiçbir şey yapmadım ama çok yoruldum.”Bu yorgunluk, fiziksel bir bitkinlikten çok daha fazlasını ifade eder. Çünkü gün sonunda beden değil, zihin tükenmiştir. Üstelik bu tükenmişlik, belirli bir kriz anına bağlı değildir; süreklidir, sinsi ve neredeyse normalleşmiştir. Bugün yorgunluk, istisnai bir durum değil, kalıcı … Devamını oku

Aldous Huxley: Haz Yoluyla Denetim, Teknoloji ve Modern İnsanın Uysallaşması

Aldous Huxley, modern çağın baskı biçimlerini en erken ve en berrak şekilde teşhis eden düşünürlerden biridir. Onu farklı kılan, totaliterliğin yalnızca zor, korku ve yasaklarla değil; haz, konfor ve eğlence yoluyla da kurulabileceğini göstermesidir. Huxley okumak, özgürlüğün açıkça gasp edilmediği; aksine gönüllü olarak terk edildiği bir dünyayı anlamaya çalışmaktır. Huxley’nin düşüncesi, teknolojiye romantik bir hayranlık … Devamını oku

Umberto Eco: Gösterge, Yorum ve Açık Metnin Sonsuzluğu

Umberto Eco, modern düşüncede anlamın nasıl üretildiğini en berrak ve aynı zamanda en oyunbaz biçimde ele alan düşünürlerden biridir. Onu yalnızca bir romancı ya da akademisyen olarak görmek eksik olur; Eco, kültürü bir işaretler ormanı olarak okuyan bir göstergebilimcidir. Eco okumak, “Bu metin ne söylüyor?” sorusundan çok, “Bu metin nasıl anlam üretiyor?” sorusunu sormayı öğrenmektir. … Devamını oku

Walter Benjamin: Modernliğin Harabelerinde Hafıza, Sanat ve Tarih

Walter Benjamin, modern dünyayı ilerleme masalı olarak değil, enkazlar yığını olarak okuyan ender düşünürlerden biridir. Onun yazıları, sistematik bir felsefeden çok, parça parça ilerleyen bir düşünme biçimi sunar. Benjamin için düşünmek, bütünü tek bir teoriye sıkıştırmak değil; kırıntılar, alıntılar ve imgeler aracılığıyla hakikatin izini sürmektir. Bu nedenle Benjamin okumak, doğrusal bir anlatıyı takip etmekten ziyade, … Devamını oku

Erich Fromm: Özgürlükten Kaçış, Sevgi Sanatı ve İnsancıl Etik

Erich Fromm, modern insanın en büyük çelişkilerinden birini merkeze alır: İnsan özgürleşmiştir, fakat bu özgürlükle ne yapacağını bilemez. Fromm’a göre modern birey, geleneksel bağlardan kurtulmuş; ancak bu kurtuluş, güvenlik ve aidiyet duygusunun yitimiyle birlikte gelmiştir. Sonuçta özgürlük, bir imkân olmaktan çok bir yük hâline dönüşür. Fromm okumak, modern yaşamın yarattığı kaygıların psikolojik ve toplumsal kökenlerini … Devamını oku

Sigmund Freud: Bilinçdışı, Bastırma ve Modern Benliğin Çatlağı

Sigmund Freud, insanın kendini algılama biçimini kökten değiştiren düşünürlerden biridir. Onun en sarsıcı iddiası şudur: İnsan, kendi evinin efendisi değildir. Davranışlarımızın, arzularımızın ve korkularımızın önemli bir bölümü, farkında olmadığımız süreçler tarafından yönlendirilir. Freud’un çalışmaları, modern benliğin çatlaklarını görünür kılar; akılcı, tutarlı ve şeffaf bir özne fikrini temelden sarsar. Freud okumak, rahatlatıcı bir içgörü deneyimi değildir. … Devamını oku

Carl Gustav Jung: Bilinçdışı, Arketipler ve Bireyleşme Yolculuğu

Carl Gustav Jung, modern düşüncede insan ruhunu yalnızca patoloji ve çatışma üzerinden değil, anlam, sembol ve dönüşüm üzerinden ele alan öncü bir isimdir. Jung için psikoloji, davranışların mekanik açıklaması değil; insanın iç dünyasında süregelen derin bir yolculuktur. Onu ayırt edici kılan, bilinçdışını karanlık bir depo olarak değil, yaratıcı ve yönlendirici bir alan olarak düşünmesidir. Jung … Devamını oku

Hannah Arendt: Kötülüğün Sıradanlığı, Sorumluluk ve Düşünmenin Etiği

Hannah Arendt, modern çağın politik ve ahlâkî felaketlerini anlamaya çalışan en keskin düşünürlerden biridir. Onu benzersiz kılan, totalitarizmi yalnızca baskıcı bir yönetim biçimi olarak değil; insanın düşünme yetisinin çöküşü olarak ele almasıdır. Arendt okumak, siyaset teorisi öğrenmekten çok, insanın eylem, sorumluluk ve yargı kapasitesi üzerine sarsıcı sorularla yüzleşmektir. Arendt’in çalışmaları, kötülüğü olağanüstü canavarların eseri olarak … Devamını oku