Theodor W. Adorno: Kültür Endüstrisi, Akıl ve Modernliğin Karanlık Yüzü

Rahatsız Etmeyi Görev Bilen Bir Düşünür Theodor W. Adorno, modern dünyanın kendisiyle barışık olmadığını düşünen bir filozoftur. Onun felsefesi uzlaşmazdır; rahatlatmaz, teselli etmez. Aksine, modernliğin ilerleme vaadinin ardındaki karanlık çelişkileri görünür kılmayı amaçlar. Adorno’ya göre düşüncenin görevi, dünyayı olduğu gibi kabullenmek değil; onun yanlışlığını ifşa etmektir. Adorno’nun dili zordur, metinleri yoğundur. Bu zorluk bilinçlidir. Çünkü … Devamını oku

Max Weber: Anlam, Rasyonellik ve Modern Dünyanın Kafesi

Modern Toplumu Anlamanın Anahtarı Max Weber, modern dünyayı anlamak isteyen herkes için vazgeçilmez bir düşünürdür. O, toplumu tek bir nedene indirgemez; insan eylemlerinin anlamını, kurumların işleyiş mantığını ve modernliğin bedelini birlikte düşünür. Weber’i özel kılan şey, ekonomiyi, kültürü, dini ve siyaseti aynı çerçevede ele almasıdır. Weber için toplum, kör mekanizmaların sonucu değildir. İnsanlar eylemde bulunur; … Devamını oku

Karl Marx: Tarih, Emek ve Yabancılaşma

Düşünceyi Sokağa İndiren Filozof Karl Marx, felsefeyi yalnızca düşünme etkinliği olmaktan çıkarıp toplumsal bir müdahale aracı hâline getiren isimdir. Ondan önce filozoflar dünyayı anlamaya çalıştı; Marx ise dünyayı değiştirme iddiasıyla sahneye çıktı. Bu iddia, onu yalnızca bir düşünür değil; modern çağın en tartışmalı figürlerinden biri yaptı. Marx’ın etkisi, yalnızca akademik metinlerle sınırlı değildir. Onun kavramları—sınıf, … Devamını oku

Immanuel Kant: Aklın Sınırları, Özgürlük ve Ahlâk Yasası

Modern Felsefenin Dönüm Noktası Immanuel Kant, felsefe tarihinde “önce” ve “sonra” diye ayrım yapılmasına neden olan nadir düşünürlerden biridir. Ondan önce bilgi, ya deneyimle ya da saf akılla temellendirilmeye çalışılırken; Kant bu iki yaklaşımı kökten yeniden düzenler. Onun felsefesi, insan aklının hem gücünü hem de sınırlarını aynı anda kabul eder. Kant’ın temel sorusu şudur: “Ne … Devamını oku

David Hume: Şüphe, Deneyim ve İnsan Zihninin Sınırları

David Hume, felsefe tarihinde en rahatsız edici ama en dürüst soruları soran isimlerden biridir. O, aklı yüceltmez; onu yerine oturtur. İnsan zihninin neleri bilebileceğini ve daha da önemlisi neleri bilemeyeceğini gösterir. Bu yüzden Hume, yalnızca bir filozof değil; düşünsel bir denge bozucudur. Hume’un temel iddiası nettir: İnsan aklı sandığımız kadar güçlü değildir. İnançlarımızın, yargılarımızın ve … Devamını oku

Baruch Spinoza: Akıl, Zorunluluk ve Gerçek Özgürlük

Düşüncenin Sessiz Devrimcisi Baruch Spinoza, felsefe tarihinde en sakin ama en radikal dönüşümlerden birini gerçekleştirmiştir. Ne büyük manifestolar yazmış ne de kitlesel hareketlerin öncüsü olmuştur. Ancak ortaya koyduğu düşünceler, Tanrı, özgürlük, ahlâk ve insan doğası hakkında yerleşik kabulleri temelden sarsmıştır. Spinoza’nın felsefesi gürültücü değildir; sessizce ilerler ama geri dönüşsüzdür. Onu farklı kılan, dünyayı anlamak için … Devamını oku

Epiktetos: Özgürlüğün Gerçek Anlamı ve İçsel Egemenlik

Kölelikten Felsefeye: Özgürlük Nerede Başlar? Epiktetos, Stoacı felsefenin en yalın ama en sert seslerinden biridir. Hayatının büyük bir bölümünü köle olarak geçirmiş birinin “özgürlük” üzerine bu kadar güçlü düşünceler üretmesi tesadüf değildir. Onun felsefesi, dış koşullardan bağımsız bir içsel egemenlik anlayışına dayanır. Epiktetos için özgürlük, sahip olunan şeylerle değil; kontrol edebildiklerinle ilgilidir. Epiktetos’un metinleri, soyut … Devamını oku

Marcus Aurelius: Güç, Sorumluluk ve İçsel Disiplin

Tahtta Bir Filozof Olmak Marcus Aurelius, tarihte nadir görülen bir figürdür: Hem Roma İmparatoru hem de derin bir Stoacı filozoftur. Onu benzersiz kılan, felsefeyi iktidarın süsü olarak değil; gündelik hayatın ve yönetmenin yükünü taşıyan bir pratik olarak görmesidir. Marcus Aurelius’un düşüncesi, savaşların, salgınların ve politik krizlerin ortasında yazılmıştır. Bu nedenle teorik bir huzur vaadinden çok, … Devamını oku

Aristoteles: Akıl, Deneyim ve Erdem Arasında İnsan

Sistem Kurucu Bir Zihin Aristoteles, Batı düşüncesinde sistem kurmanın adıdır. Platon’un öğrencisi olmasına rağmen, hocasının idealar dünyasına mesafe koymuş; bilgiyi gökyüzünden yere indirmiştir. Onun felsefesi, soyut spekülasyonlardan çok gözlem, deneyim ve sınıflandırma üzerine kuruludur. Bu yüzden Aristoteles, yalnızca bir filozof değil; mantığın, biyolojinin, etik ve siyasetin kurucu figürlerinden biridir. Aristoteles’i özgün kılan, tek bir alana … Devamını oku

Platon: Gerçekliğin, Bilginin ve İdeaların Peşinde

Batı Düşüncesinin Temel Taşlarından Biri Platon, yalnızca Antik Yunan’ın değil, tüm Batı düşünce tarihinin en belirleyici figürlerinden biridir. Onu önemli kılan şey, tek tek fikirlerinden ziyade, düşünmenin çerçevesini yeniden kurmuş olmasıdır. Felsefeyi soyut tartışmaların ötesine taşıyarak bilgi, gerçeklik, ahlâk ve siyaset arasındaki ilişkileri sistemli bir bütün hâlinde ele almıştır. Bugün hâlâ “bilgi nedir?”, “adalet nedir?” … Devamını oku