[rank_math_breadcrumb]

Walter Benjamin ve Göstergebilim: Anlamın Kırıldığı Yer

Modern Dünyayı Okumayı Öğreten Düşünür Walter Benjamin, klasik anlamda bir göstergebilimci değildir. Ferdinand de Saussure ya da Roland Barthes gibi sistemli bir gösterge kuramı kurmaz. Ancak modern dünyada anlamın nasıl üretildiğini, dönüştüğünü ve çözüldüğünü en derin biçimde analiz eden düşünürlerden biridir. Bu yüzden Benjamin, göstergebilimin sınırlarında dolaşan ama onu sürekli zorlayan bir figürdür. Benjamin için … Devamını oku

Umberto Eco ve Ortaçağ: Karanlık Bir Çağ mı, Anlamın Laboratuvarı mı?

Ortaçağ Neden Hâlâ Yanlış Anlaşılıyor? Ortaçağ, modern zihinde çoğu zaman tek bir kelimeyle özetlenir: karanlık. Akıl dışı inançlar, dogmalar, kilise baskısı ve bilimsel durgunluk… Bu basitleştirilmiş tablo, yüzyıllar boyunca tekrar edilmiştir. Umberto Eco ise bu ezberi bozan isimlerden biridir. O, Ortaçağ’ı ne romantize eder ne de küçümser. Aksine, Ortaçağ’ı anlam üretiminin yoğunlaştığı bir düşünce laboratuvarı … Devamını oku

Sigmund Freud ve Carl Gustav Jung: Bilinçdışının İki Farklı Haritası

Aynı Yerden Yola Çıkıp Farklı Yönlere Giden İki Zihin Modern psikolojinin temelleri atılırken iki isim belirleyici olmuştur: Sigmund Freud ve Carl Gustav Jung. Başlangıçta aynı yolu paylaşmış, aynı sorular etrafında düşünmüş ve hatta bir süre usta–çırak ilişkisi içinde çalışmışlardır. Ancak zamanla yolları dramatik biçimde ayrılmıştır. Bu ayrılık, yalnızca kişisel bir çatışma değil; insan ruhuna bakışta … Devamını oku

Friedrich Nietzsche ve Fyodor Dostoyevski: Nihilizmin İki Yüzü

Aynı Uçuruma Bakan İki Zihin İlginç olan şudur:Nietzsche bir filozof, Dostoyevski bir romancıdır.Biri aforizmalarla, diğeri karakterlerle konuşur.Ama baktıkları uçurum aynıdır. Bu makale, Nietzsche ile Dostoyevski’nin nihilizmi nasıl gördüklerini, nerede ayrıldıklarını ve neden hâlâ birlikte okunmaları gerektiğini ele alır. Nihilizm Nedir: Bir Çöküş mü, Bir Teşhis mi? Nihilizm, en yalın hâliyle “hiçbir şeyin anlamı yoktur” düşüncesi … Devamını oku

George Orwell ve Aldous Huxley: Geleceği Kim Daha Doğru Okudu?

Distopya Bir Kehanet midir, Uyarı mı? Orwell korkuyla yönetilen bir dünyayı anlatır.Huxley ise hazla uyuşturulan bir dünyayı. Bu makale, Orwell ile Huxley’nin yalnızca edebi farklarını değil; insan, iktidar ve özgürlük anlayışlarını karşılaştırır. Asıl soru şudur:Bizi köleleştiren şey baskı mı, yoksa konfor mu? İktidarın Doğası: Zor mu, Rıza mı? Orwell’in dünyasında iktidar, çıplak bir güçtür. Gözetler, … Devamını oku

Modern İnsan Neden Sürekli Yorgun?

Görünmeyen Bir Tükenmişlik Hâli Modern insanın en yaygın cümlelerinden biri şudur: “Aslında hiçbir şey yapmadım ama çok yoruldum.”Bu yorgunluk, fiziksel bir bitkinlikten çok daha fazlasını ifade eder. Çünkü gün sonunda beden değil, zihin tükenmiştir. Üstelik bu tükenmişlik, belirli bir kriz anına bağlı değildir; süreklidir, sinsi ve neredeyse normalleşmiştir. Bugün yorgunluk, istisnai bir durum değil, kalıcı … Devamını oku